İLK GÖRÜŞTE AŞK: LIZARDVILLE

Merhaba gençler; Bu sefer köydeki evim hakkında yazmaya başlıyorum. Uzun zamandır yapmam gereken ama hep ertelediğim bir diziye artık başlamam gerektiğini düşünüyorum. Yeter bu kadar tembellik. Eğer nedir bu LizardVille, köydeki yeni yuva nereden çıktı diyenler var ise öncelikle “Neden Sırbistan, Neden Dağ Köyü” ve ardından “Sırbistan Köyünde Nasıl Ev Aldım?” başlıklı yazıları okumanızı öneririm. Şimdi gelelim ilk yazının içeriğine: LizardVille ile İlk Karşılaşma.

LizardVille köydeki evime verdiğim isim. Neden böyle bir isim seçtiğimi merak ediyorsanız eğer cevabı son derece basit: “Aklıma daha komik ve saçma bir isim gelmedi!” Bu ev yaklaşık 2 sene önce Sumadija (Şumadiya okunur) bölgesinde ev aramaya başladığımda gördüğüm ilk ev oldu. Görür görmez beni kendisine çekmişti fakat sakin davranıp diğer alternatiflere de bakmakta fayda vardır dedim. Yaklaşık 6 ay boyunca 30’a yakın ev baktıktan sonra en başa dönüp bu evi almaya karar verdim. Fiyat / performans oranının yüksek, çok fazla tamirat gerektirmemesi, çeşmesi ve elektrik sisteminin bulunması, güney cepheye bakması, manzaraya hakim bir tepede yer alması gibi bir çok etkene göre bu kararı aldım. Evi aldım da, sonuçta almakla bitmiyor tabii. Evin temizliği, tamiri, boyası, eşyaları derken bir sürü iş de beni bekliyor. Bu yazı dizisinin devamında evde yaptığım işlerin birer özetini yazmayı planlıyorum. Benim gibi şehirden köye göçmek isteyenlere de işlerin nasıl yürüdüğü, zorlukları, kolay tarafları gibi konularda da faydalı bir rehber olacağına inanıyorum.

40 Yıllık Yalnızlık: LizardVille

img_0845

Ev sahibimin dediğine göre burası yaklaşık 60-70 yıl önce inşa edilmiş fakat son 40 yıldır neredeyse kimse yaşamamış. Bu yüzden evin durumu çok iç açıcı değil. Ev diyip duruyorum fakat burası ufak çaplı bir çiftlik tadında yapılara sahip. LizardVille bünyesinde 2 katlı ana bina, iki katlı, geniş ahır, tek odadan oluşan ufak misafir evi, minik bir kümes ve tabii kompost tuvalet, 1 dönüme yakın orman alanı, 1 dönüme yakın meyve ağaçları ve tarla alanı bulunuyor.

İki katlı ana evin alt katında büyükçe bir kış mutfağı ve ufak bir kış odası, üst katında ise antre ile 2 geniş oda bulunuyor. Kış mutfağına ilk adım attığımda kendimi bir korku filminin talihsiz karakteri gibi hissetmiştim. Her yerde tozlanmış, eski eşyalar, muhtemelen artık hayatta olmayan kişilerin siyah beyaz fotoğrafları, bir kenara atılmış kıyafetler, çürümeye yüz tutmuş mobilyalar ve gerçekten kötü sayılabilecek bir zeminle karşılaşmak içimdeki umutlara ilk darbeyi vurmuştu. Yapılacak çok iş vardı ve ben nereden başlayacağımı bilmiyordum. Elimi nereye atsam elimde kalacakmış gibi bir görüntü vardı. Adam gibi kapanmayan kapı ve camları kırık pencere de bu duruma limon sıkmaya yeterdi.

Evin korku odası olarak tanımladığım kış mutfağı.
Evin korku odası olarak tanımladığım kış mutfağı.
Mutfağın hemen yanındaki kış mutfağı.
Mutfağın hemen yanındaki kış mutfağı.

Ahırın durumu fena sayılmaz. Sadece çatıdaki kiremitleri biraz toparlamak yeterli olacak. Ahırın üst katı kocaman boş bir çatı katı. Burası normalde kışlık balyaların konulduğu yer. Alt kısmında ise 3 farklı oda bulunuyor. Bunlardan birisi küçük baş, birisi büyük baş hayvanlar için. 3. oda ise alet, edevatları koymak için garaj benzeri bir yapıya sahip. Buranın kapısını açtığımda içerde rengarenk boyanmış eski bir at arabası gördüm 😃

Ahır iyi sayılacak durumda. Burayı toparlamak kolay olur.
Ahır iyi sayılacak durumda. Burayı toparlamak kolay olur.

Ufak misafir evinin durumu hiç iyi değil. Sanırım burası ufak çaplı bir yangın atlatmış. Çatısı yarı yarıya çökük, zemini berbat bir halde. Yine de inatla ayakta duruyor. Bu bölüme ne yapacağıma henüz karar vermedim. Ufak evin tamirini en sona bırakmayı düşünüyorum. Büyük ihtimalle burasını yaz mutfağı yapabilirim.

Misafir evi, belki de yaz mutfağı olur.
Misafir evi, belki de yaz mutfağı olur.
Misafir evinin içi hiç iç açıcı değil.
Misafir evinin içi hiç iç açıcı değil.

Tuvalet bölümü kiremitten, baya sağlam. Çevresindeki böğürtlenleri kesersem harika bir manzarası olacak. Köy yeri için son derece kullanışlı sayılabilir. Tuvaletin yeri ile ilgili ufak bir sorun var. Eve çok yakın ve kış mutfağının manzarasını tamamen kapatıyor. Seneye tuvaleti arka tarafta ahırın yanında uygun bir yere taşımayı düşünüyorum. Merak edenler için hemen belirteyim, evin içinde tuvalet ve banyo yok. İnsan yaşadığı yere sıçar mı hiç? 😀

Tuvalet manzaramı kapatıyor. Taşınacak.
Tuvalet manzaramı kapatıyor. Taşınacak.

Evin bulunduğu bölgede toplam 6 hane daha var. Burada yaşayan kimseler yok. Ev sahipleri çevre illerde yaşıyorlar. Sadece yaz aylarında 3-5 günlüğüne tatil amaçlı buraya geliyorlarmış. Uzun süre kimsenin yaşamadığı bu köy mahallesinin dört bir yanını tabii ki böğürtlenler sarmış. Adım attığım her yer sanki Uyuyan Güzel romanından fırlamış gibi. Çevrede bu kadar çok böğürtlen olması ilk başta beni heyecanlandırdı tabii. Taze böğürtlenleri toplamak, bunlardan reçel yapmak kulağa harika geliyor değil mi? Evet bunlar güzel hayaller fakat sebze ekeceğim alanın da böğürtlenler tarafından ele geçirilmesi pek hoş değil. Böğürtlenle mücadele etmek zorundayım ve bu gerçekten fazlasıyla güç gerektiren, uzun süreli bir uğraş olacak.

LizardVille Ormanı

Eyy Romalılar, ya da diğer şehirliler, eğri oturup doğru konuşma vakti geldi. Kaçınızın bu gezegende dikili bir ağacı var? Bir kısmınızın ağaç, çiçek diktiğinden eminim fakat bunu rutin olarak yapan, en azından senede 3-4 ağaç diken kaç kişiyiz? İnceden eyyorladıktan sonra gelelim yeni yuvamın en güzel bölümüne: LizardVille Ormanı.

Hayır, tahmin ettiğiniz gibi sürekli ağaç dikip bir orman kurmaktan bahsetmeyeceğim. Evi alırken yanında bonus olarak verdikleri arazide zaten kocaman bir orman var. Yaklaşık 1 dönümlük ormandan bahsediyorum. Evet dostum, kulağa harika geliyor değil mi? Ormanım var 😃 Ormanlık alan da terkedilmişlikten nasibini fazlasıyla almış. Gelişigüzel yeşermeye çalışan fideler, her yanı sarmış böğürtlenler ve yabani otlarla tam bir keşmekeş. Bu bölgeyi şimdilik kendi kaderine bırakmayı düşünüyorum. Önceliğim ev, tarla ve meyve bahçesini toparlamak. Ardından bu ormanı yavaş yavaş temizleyesim var.

Buradan aşağıya doğru hep orman...
Buradan aşağıya doğru hep orman…

En başından beri kafamın içinde “ne bok yiyorum lan ben burada” diyen sesler yankılansa da ütopyamı gerçekleştirdiğimi asla unutmuyorum. Bunu gerçekleştirirken attığım her adım, karşıma çıkan her zorluk bana keyif veriyor. Zaman zaman çevreye baktığımda kendi haline terkedilmiş bir köyle karşı karşıya olduğumu görüyorum. Kafamın içinde yankılanan ses bir anda değişiveriyor:

“Bu terkedilmiş yamaçtaki köye yoldaş olmaya niyetliyim!”

6 YORUM

  1. Abi merhaba,

    Evi toparlamak istersen Workaway’i öneririm. Ben İspanya’yı hep böyle evlerde ev sahiplerine yardım ederek gezdim. Workaway ya da WWOOF ile bulursun birilerini ev şahane olur 😉

  2. Umarım gönlüne göre bir villeye döner. Fırsat olursa yardıma geliriz. İnternet çek sen internet! 🙂

CEVAP VER

Yorumunuz
Adınız

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.