Coronavirüs Günlüğü 01: Yalnız Birey, Güçlü Birey!

Sırbistan’da Coronavirüs vakası ilk olarak 6 Mart 2020 Cuma günü açıklandı. Yavaş yavaş artan sayıları izliyorum. Bugün itibariyle vaka sayısı 83. Her gün 10-15 kişinin coronavirüs pozitif olduğu açıklanıyor. Devlet OHAL ilan ederek bir dizi önlemler almaya başladı. Bugünden itibaren 20:00 – 05:00 saatleri arası sokağa çıkmak yasak. 65 yaş üstüne tüm gün sokağa çıkma yasağı var. Kafe, bar, restoranlar belli saatlerde açık, tüm okullar, spor karşılaşmaları, toplantı, spor merkezleri gibi yerler kapatıldı. Toplu taşıma seyrekleştirildi, bu hafta kademeli olarak tamamen durdurulacak. Ülkeye yabancıların girişi tamamen yasaklandı. Sırp vatandaşlar veya burada oturumu olan yabancılar ise ülkeye girdiklerinde 14 gün karantinaya alınıyor.

Ülkede tüm bunlar yaşanırken ben de bir haftadır Belgrad‘ta, izole bir hayat sürdürüyorum. Bu sıradışı zamanda yaşadıklarımı, düşündüklerimi, etrafta olan biteni paylaşmak için günlük tutmaya ve bunu yayınlamaya karar verdim.

İlk Vakadan Öncesi ve Sonrası

İlk vaka açıklanmadan önce eninde sonunda buraya da sıçrayacağını düşünerek ufak tefek önlemler almaya başlamıştım. Islak mendil, el dezenfektanı, temizlik malzemesi, konserve, kuru gıda vs… gibi ihtiyaçlarımı 2 hafta önce aldığımda çevredeki tanıdıklar benimle dalga geçiyorlardı. Aşırı reaksiyon gösterdiğimi, sınırların kapatıldığını, endişe edecek bir şey olmadığını söyleyip gülüyorlardı. Tahmin edeceğiniz gibi ilk vaka açıklandıktan bugüne kadar hiç bir yerde dezenfektan, maske, ıslak mendil, tıbbi alkol bulunmuyor. Çamaşır suyu bulmak bile çok zor. Dalga geçen arkadaşlarım bir haftadır deli dana gibi sabun, tuvalet kağıdı, tıbbi alkol bulmaya çalışıyor. Evden dışarı adım atmıyorlar. İnsanların “önlem” almaktan bu kadar korkması, göz göre göre gelen felaketi reddetmeleri beni endişelendiriyor. Bu haftadan itibaren herkes kendi başının çaresine bakmak zorunda.

Coronavirüs Günlüğü 01: Yalnız Birey, Güçlü Birey! – Yolda Kal
Devlet başkanı Vucic, OHAL kararını açıklıyor.

Son iki aydır Avrupa ülkelerinde yaşananları gördükçe endişelerim artıyor. WHO ve konusunda uzman profesörler coronavirüs karşısında alınması gereken önlemleri anlattı da anlattı. Buna karşılık devletler, toplum sağlığını bir kenara bırakıp maddi çıkarlarına uygun hareket ederek önlem almada gecikti. Televizyonda insanlara “evinizde oturun, sokağa çıkmayın” diyerek önlem aldıklarını düşündüler. 21. yy’ın en aptalca davranışı olarak tarihe geçecek. Devletlerin, sokaktaki insanın ciddiye almadığı, burnunun ucuna gelmeden ne olduğunu bile anlamadığı bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Tabii ki homo sapiens, her büyük tehlike gibi bunun da varlığını reddederek kendini koruyacağını sanıyor. Ahmaklar!!!

Coronavirüs ile İzole Günler

Toplumdan izole yaşamak benim için yeni bir kavram değil. 8 yıldır çadırda, ormanda bir kulübede, yelkenli teknede, dağlarda, kırsalda yaşıyorum. Birkaç hafta hiç insan görmeden yaşadığım oldu. Bundan asla şikayetçi olmadım. Tam tersine, çoğu zaman “yalnız birey, güçlü bireydir!” sözünün ardına takılırım. Hoşuma gittiğini bile söyleyebilirim. Kendi isteğimle, keyfimden, sakinleşmek için, insanlardan sıkıldığım için, daha bir sürü sebepten dolayı dış dünyadan kopuk yaşadığım günler, haftalar oldu. Oldu fakat bu sefer durum farklı. Dışarıda görünmeyen bir düşman, farkında olmadan bu düşmanı yayan insanlar ve yetersiz sağlık sistemiyle karşı karşıyayım. Bu sefer kendi isteğimle, keyfimden değil, kendimin ve çevremde yaşayanların sağlığını korumak için eve kapanmak zorundayım. Diğer herkes gibi.

Coronavirüs salgını yüzünden boşalan sokaklar.
Coronavirüs salgını yüzünden boşalan sokaklar.

Coronavirüs sebepli ilk vakalar açıklanmaya başladığından itibaren şehir sessizleşmeye başladı. Hiç hoşuma gitmeyen bir sessizlik. İnsanların davranışları bir anda değişti. Kaldırımda yürürken karşıdan gelen insanlarla buruk bir bakışma yaşayıp birbirimizden uzaklaşır olduk. Halbuki bir hafta önce gözüme bakıp, gülümseyerek yanımdan geçerlerdi. İnsanlardan uzaklaşmayı seçen ben, insanlardan uzaklaşmanın zorluğunu hissetmeye başladım. Geçici bir süre daha böyle devam edecek, ne kadar süreceği ise belirsiz.

Üzüntü ve Endişe Kaynaklarım

Panik yapmıyorum, endişelenmiyorum, üzüldüğüm tek bir konu var, göz göre göre bu coronavirüs belasına davet çıkaran insanların bolluğu. Bu insanlar her yerde, Fransa, İtalya, Sırbistan, Türkiye, ABD vs… hiç farketmiyor. Birkaç gün önce Avusturya’dan gelen bir kadın rahatsızlanıyor. Sağlık ocağına gidiyor, yurtdışından geldiğini söylemiyor. Karantinaya alınmamak için yalan beyanda bulunuyor. Kendi sağlığını korumak için alınan önlemden kaçmaya çalışıyor. Beyinsizliğin zirvesi. Bugün haberi çıktı, Covid-19 pozitif çıkmış. Şu an karantinada ve tedavi görüyor. Sağlık ocağında çalışan tüm doktorlar, hemşireler de karantinada.

Yaşı yüksek, sevdiğim insanlar için üzüntü içindeyim. Köyde tek başına kalan Boşko, 69 yaşında. Yanına hiç birimiz gidemiyoruz. Taşıyıcı olur isek Boşko’yu riske atmamak için. Aynı şekilde komşum, bana her konuda koşulsuz yardım eden Dragan da tek başına, köyde, evinde kalıyor. Annem 69 yaşında, İzmir’de. Geçen gün telefonla konuşup zor bela ikna ettim. Durumun ciddiyetini anlattım. Evde kalması, misafir kabul etmemesi için çok dil dökmem gerekti fakat sonunda başardığımı düşünüyorum. Dün telefonda konuşurken “İstanbullular Çeşme’ye akın ediyor” dediğinde içimde kocaman bir sızı hissettim.

Başta da yazdığım gibi, şu andan itibaren herkes kendi başının çaresine bakacak. Coronavirüs yüzünden ölen ölüyor, kalan sağlar şaşkınlık içinde hayatına devam ediyor.

Tüm bu karamsarlığın, içe kapanmanın sonunda sizi 2 dakikalık sakinliğe ve Fransız Alplerine davet ediyorum.

18 Mart 2013, Belgrad

5 YORUM

  1. Bu günlükleri tutmaya iyi ki başladın. Başkasının kafasından neler geçtiğini bilmek, samimi bir şekilde düşüncelerini ifade ettiğini görmek garip bir şekilde insanın içini rahatlatıyor. “Yalnız değilim” sanrısı sanırım, bilmiyorum. 🙂 Çin virüsle boğuşmaya ilk başladığında ben de tıpkı senin yaptığın gibi kendime ve aileme yetecek kadar maske, dezenfektan, kuru gıda vs. almıştım. İnsanlar epey saçmaladığımı ve gereksiz yere kaygılandığımı söylemişti. Zaten bir dönem panik bozukluğum olduğu için adım çıkmış dokuza inmiyor sekize. Oysa ben sadece olası bir durumda hayatımı idame ettirmek için önlem alıyordum. (Ne olacak yani elime mi yapışacak zaten normalde de kullanılabilecek şeyler bunlar.)

    İtalya’da 600’den fazla insan öldü bugün. Her gün yüzlerce insanı kaybediyoruz. Bu nasıl oluyor, bu insanlar ne yaşıyor, sağlıkçılar ne hissediyor, öldükleri haberi ailelerine ne zaman ulaşıyor, cansız bedenleri hangi toplu mezara gömülecek… Akıl almaz bir süreç bu. Ve yine dediğin gibi aslında birçokları politikaya kurban gittiler. Acaba bundan yüzyıllar sonra yaşayacak olanlar bugün bu salgında ölenleri gömmek için açılan toplu mezarları gördüklerinde ne düşünecekler merak ediyorum. (Gerçi artık her şeyi kayıt altına almak oldukça kolay, büyük bir gizem oluşturmayacaktır büyük ihtimalle.)

    Neyse. Bana da mektup yazdırdın Güneş hale bak.Kendine iyi bak öpüyorum. 🙂

    • Faydası olduysa ne mutlu bana. Çok acayip, tarihi bir süreç yaşıyoruz. İnsanlar maalesef bazen abartıldığını düşünüyor, ta ki gerçekler kapımızı çalana kadar.
      Önceden önlem alman çok iyi karar. Sen bakma milletin dediklerine. (Baktığını hiç sanmıyorum 🙂 )

CEVAP VER

Yorumunuz
Adınız

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.